Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2021 Cuma

Sevgilim

Sevgilim,

Yetimim benim,

Aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken

Kapılar kapalı, dünya buzlu cam
Uyuşmuş gözlerimin önünde
Hayat akıp gidiyor hiç kımıldamadan

İkimizin yerine dinliyorum
Sevdiğin şarkıları
Siyah tişörtünü giyiyorum yatarken
Gömleklerini, kazaklarını, kokunu
Senin rüyalarını görüyorum ölür gibi uyurken
Gün boyu elimde kahve fincanı

Kapıyı açmıyorum
Telefonlara çıkmıyorum
Başını bekliyorum geleceği olmayan hatıraların

Sevgilim,
Yetimim benim,
Nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata
Öldüğünden haberi yok fotoğraflarının

Murathan Mungan

29 Kasım 2018 Perşembe

Alelade

Alelade bir bahaneye bakar esasen ellerini tutmak
Omzuma komşudur çoğu zaman başın
Ve dokunacağım kadar uzakta saçların
Ellerin diyorum aslında..
Evrensel baharların etkisi altında, ılık

Biliyorum ellerin boynuna giden yolun hemen başı
Boynunsa bir yaradılış hikmeti tanrının
Kollarına gelince,
Boynuna giden yolda sadece bir durak
Omzun saçlarına liman, boynun soluğumu kesecek

Bütün bunlar olurken,
Arzı mevudumsan
Alev almaz bir çıraysam, yaşsam
Kıyıda köşede kalmışsa hasretim sana
Dört yanım senle çevriliyken yazıksa bana
Daha demincek şuradaysan ve özlüyorsam şüphesiz
Alelade bir bahaneye bakar herşey aslında

--12 Mart 2016'da yazılıp, silinen

Temon

Sana kalsa bahsi olmaz saçlarının bir daha.
Oysa her teline ayrı şiirler yazasım geliyor,
Yüzüne düşüyor mesela bazısı telinin,
Yüzünü okşuyorum, bayağı çulha kuşu ötüyor o an.
Tutup sıcacık kulağının ardına bırakıyorum tellerini.
Sarılsam sana alev alacak gibi geliyor şehrimiz.
Sana kalsa bahsi olmaz dokunmalarımın.
Oysa her dokunuşumda başkentler kül oluyor,
Kül oluyor mesela Ankara.

Günden güne güzelleşiyorsun, bunun bir sonu olmalı.
Çok değil ikimizden birisi ikna olmalı.

--12 Temmuz 2016'da yazılıp, silinen

24 Aralık 2015 Perşembe

Sevmek de Yorulur / Cahit Zarifoğlu

....
..
Bir sen varsın, hep saçların, ağzın
Bir merdiven hücresinde uzak çağrışımlarla koşardın; y
a bensem..
Seni sonsuz gelişinle
Saçından tanıyor, gülüşünden kaçıyor
Eğilip başını içlerimden geçtiğin zaman
Uzağa bir yolcuya karşı çıkar gibi
Artık gecikmiş alışıldığım gidişinle
Davranılmaz üstünde durulmaz
Hiçbir tüfeğe gelmez bir kekliksem 
...
..

7 Aralık 2015 Pazartesi

Fuzuli-1

Kalem olsun eli ol kâtib-i bed-tahrîrin

Ki fessâd-ı rakkamı sûrumuzu şor eyler

Gâh bir harf kusûruyla eder nâdiri nâr

Gâh bir nokta sükûtuyla gözü kör eyler

3 Aralık 2015 Perşembe

Karşılaşınca (Abdurrahim Ötkür)

Seher vakti gördüm gözümün sultanını;
Dedim: sultan mısın? o dedi: yok, yok.
Gözleri ateş yeri, kolları kınalı;
Dedim: çolpan mısın? o dedi: yok, yok.

Dedim: ismin nedir? dedi: ayhan'dır.
Dedim: yurdun nere? dedi: turfan'dır.
Dedim: başındaki? dedi: hicrandır.
Dedim: hayran mısın? o dedi: yok, yok.

Dedim: aya benzer, dedi: yüzüm mü?
Dedim: yıldız gibi, dedi: gözüm mü?
Dedim: alev saçar, dedi: sözüm mü?
Dedim: volkan mısın? o dedi: yok, yok.

Dedim: çatık nedir? dedi: kaşımdır.
Dedim: siyah dalga nedir? dedi: saçımdır.
Dedim: on beş nedir? dedi: yaşımdır.
Dedim: canan mısın? o dedi: yok, yok.

Dedim: deniz nedir? dedi: kalbimdir.
Dedim: rana nedir? dedi: dudağımdır.
Dedim: şeker nedir? dedi: dilimdir.
Dedim: bir tatsam? o dedi: yok, yok.

Dedim: zincir vardır, dedi: boynumda.
Dedim: ölüm vardır, dedi: yolumda.
Dedim: bilezik? dedi: kolumda.
Dedim: korkar mısın? o dedi: yok, yok.

Dedim: neden korkmazsın? dedi: tanrı'm vardır.
Dedim: daha başka? dedi: halkım vardır.
Dedim: daha yok mu? dedi: ruhum vardır.
Dedim: şükran duyar mısın? o dedi: yok, yok.

Dedim: istek nedir? dedi: gülümdür.
Dedim: savaş var? dedi: yolumdur.
Dedim: ötkür nedir? dedi: kulumdur.
Dedim: satar mısın? o dedi: yok, yok.

/Abdurrahim Ötkür

Karşılaşınca ne söylemeli üzerine can yakan canana dokunmayan. Dedi yok, yok..

şuradan dinle > https://www.youtube.com/watch?v=9AiCgiRDo8o

9 Ekim 2014 Perşembe

Berdücesi - 1962 / Cahit Zarifoğlu

...

Sonuç zavallı ilkbahar giyotinleri

Güneşin ilgisiz damarlarıyla yapayalnız bir keder
Sendeki Santa Lucia gözleri
Benimkisi Harzemşah

c

Saygılı dudaklarınla yarıştım
İnce bir ilgi yaşadım kıvranışlarında
Gözlerinde harikulade yaş bulutları
Yürek safındayım sen bin mil uzaktan koska

Göz değil aşk

Aşk değil bin çeşit göz

Bunca çıldırdım hem ilgisiz 

Koridor görüp ölüyordum
Çizmeli tülbentli kız
Saçlarında yirmi yedi yıl lodos

Laleliden otobüse biniyor

Kim bilir nerede oturuyor
Her çizgisi ezmeyle bilenmiş
Üç aziz bakışını yakaladım
Bin yıldır cephane taramış

Hep blek börd bir gözdeyiz

Sıra kimin
Benimse - rölans.

Cahit Zarifoğlu



Santa Lucia geleneksel bir italyan (napoli) halk şarkısıdır. Şöyle bi şarkıdır:



Olmazsa şurdan da dinlenir:
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/f/f0/Napolitano.OGG

Harzemşah dendiğinde aklıma Celalettin Harzemşah geliyor. Harezmşahlar devletinin son hükümdarı. Bir türk devleti. Bayrağı siyah, sadece siyah. Şunun gibi:

Mesela şurda da çok siyah var: 

Sendeki Santa Lucia gözleri
Benimkisi Harzemşah

14 Eylül 2014 Pazar

Birazdan Gün Doğacak / Erdem Bayazıt

Nuri Pakdil'e 

Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı 
Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında direnen insanlığın 
Saçlarınız ızdırap denizinde bir tutam başak 
Elleriniz kök salmış ağacıdır zamana 
O inanmışlar çağının. 

Zaman akar yer direnir gökyüzü kanat gerer 
Siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde 
Karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz 
Soluğunuz umutsuz ceylanların gözyaşına sünger. 

Gün doğar rüzgar eser bulut dolanır 
Rahmet şarkısı söyler yağmurlar 
Alnınız en soylu isyandır demir külçelere 
Gürültü susar ses donar sevgi tohumu patlar 
Sessiz bir bombadır konuşur derinlerde. 

Ey bizim sabır yüklü toprağımızın kutsal ağacı 
Sen bize hayatsın umutsun mezarlar kadar derin 
Bizi tutan bir şey varsa dirilten o sensin 
Üzerinde uyuduğumuz yavru kuşların tüy renkli sıcaklığı. 
Ey damarlarımızda donan buz yüzlü heykeller beldesinden 
Yıkıntılar sonrası sığındığım şefkat anası 
Ey dağları yerinden oynatan ses ey mermeri toz eden rüzgar 
Ey alemi donatan ışık toprağa can veren el. 

Gün olur toprak uyanır, ağaç uyanır, uyanır böcekler 
Sarı bozkır titrer çıplak dağlar yeşerir gök yıkanır kirli 
dumanlardan 
Su coşar deniz kabarır canlanır ölü şehirler 
Yemyeşil bir rüzgar eser yıldızlar arasından. 

Şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü 
Çatlayacak yalanın çelik kabuğu 
Sizin bahçenizde büyüyecek imanın güneş yüzlü çocuğu. 

(Güzlek,1966)

20 Ekim 2013 Pazar

Gitsem görsem şu old trafford'u /Serdar Atasoy

Ferguson, 25 yıllık tecrübe google'a yaz bi ara
Daha iyisini bulmak mı? nere buluyon nere! Basmış zamanında jose mourinho'ya, wenger'e Gitsem görsem şu old trafford'u
60 küsür yaşında, 25'i manchester'ın Maaşını alamasa da etmiyo mırın kırın Ölürse cenaze namazına manchester'da durun Gitsem görsem şu old trafford'u
İstemez bireysel yetenek arar takım adamı Gözünü kırpmadan satar, bozarsa takımın dadını Cristiano ronaldo'yu, david beckham'ı Gitsem görsem şu old trafford'u
Serdaroğlan sever ama kavuşamaz Hiç keçiyle boğa boğuşur mu? boğuşamaz Ferguson'dan sonra kimse laf konuşamaz Gitsem görsem şu old trafford'u
Darısı bizim aykut kocaman'a bu istikrarın Adam oturtamaz sistemi gönderilirse yarın Hele 3-5 sene sabır, neler olur sonra görün Gitsem görsem şu old trafford'u
60bin kişilik stat her maç dolar boşalır Böyle bir engeli aşmak mı? heyhat nasıl aşılır! Bu stadı görmek için yollara düşülür Gitsem görsem şu old trafford'u
Manchester'i görmek için düştüm yollara Metrobüsle gittim gurbet ellere Bu şiir pelesenk olsun ağızlara, dillere Gitsem görsem şu old trafford'u
Kelime-i şehadet, zekat, oruç, hac, namaz Bunlara sıkı tutun seni yarıda gomaz Kimmiş simao sabrosa, quaresma, nuno gomez Gitsem görsem şu old trafford'u
Manchester şampiyon olur, ingiltere bayram eder Yoktur onlara üzüntü, yok onlara keder Vakit dolar her nefis ölümü tadar Gitsem görsem şu old trafford'u
Kırmızı manchester'ın gücüne güç katar Taraftarın kalbinde manchester yatar Berbatov, rooney atar, van der saar tutar Gitsem görsem şu old trafford'u
Bizim köyde dere çağlar, kuzular meler Manchester yıldız dolu, berbatov'lar, rooney'ler Gün gelir serdaoğlan bir uykuya dalar Gitsem görsem şu old trafford'u Serdar Atasoy Amasya

1 Mart 2012 Perşembe

Bi men merow



Bensiz Gitme/ Bi men merow
Hz.Mevlana

TR:
Ey felek, ey evren bensiz dönme, ey kamer (ay) bensiz gitme
Ey felek bensiz gezme, ey ay bensiz ışıklanma
Ey yer küresi bensiz gitme, ey zaman bensiz geçme
Bensiz gitme, bensiz gitme
Ey yarım ey yarım, ey cesur, korkusuz ve pervasız yarım
Ey dilberim, ey sevgilim ey mahrem ve derdimi çekenim
Diğerleri seni aşk hitap ediyorlar ve ben seni aşk sultanı biliyorum
Ey diğerlerinin hayâlından daha yüksek, bensiz gitme, bensiz gitme
Ey âşıklar ey âşıklar herkes onun çehresini görürse
Aklı karışacak, huyu değişecek...

FA/TR:
Ey felek bi men megerd-o ey ghemer bi men merow
Ey felek bi men megerd-o ey ghemer bi men metab
Ey zemin bi men merow-ve ey zeman bi men merow
Bi men merow, bi men merow
Ey yar-e men ey yar-e men, ey yar-e bi zenhar-e men
Ey delber-o deldar-e men, ey merhem-o ghemkhar-e men
Digeranet eşgh mikhanend-o men soltan-e eşgh
Ey to balater ze vehm-e in-o an bi men merow, bi men merow
Ey aşeghan, ey aşeghan ankes ke bined ruy-e U
Şuride gerded eghl-e U, aşofte gerded khuy-e U...

FA:
اي فلك بي من مگرد و اي قمر بي من مرو
اي فلك بي من مگرد و اي قمر بي من متاب
اي زمين بي من مرو و اي زمان بي من مرو
بی من مرو بی من مرو
اي يار من اي يار من اي يار بي زنهار من
اي دلبر و دلدار من اي محرم و غمخوار من
ديگرانت عشق مي خوانند و من سلطان عشق
اي تو بالاتر ز وهم اين و آن بي من مرو، بی من مرو
اي عاشقان اي عاشقان آنكس كه بيند روي او
شوريده گردد عقل او آشفته گردد خوي او

6 Aralık 2011 Salı

Usta iki çay biri açık olsun/Muğayir Muharip

Sen devlet güçlerini Abi sohbetlerinden

ve ikinci el kitablardan tanıyan çocuk...


Ayıp olmuyo mu Böyle şiirlerinde

molotoflar kafaya sıkmalar falan


Sen taksim otobüsüne binerken

sesli selam vermeye utanan çaocuk

o gün tekbir çığlıklarıyla fırlican mı cidden meydanlara ?


Sen miting alanlarında bile

inceden bacılarını kesen çocuk

şimdi 'harbi' harbi' kahrolsun (mu) amerikaya 'ya



SEN CAMI AÇIK UNUTSA BAŞI AĞRIYAN ÇOCUK

DEVRİM DEYİPTE GÜLDÜRME LAN BENİ...!!!

Merhaba-Güven Adıgüzel

Gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim!
starbaksları kundaklayalım istersen!
yeşilay derneği başkanından ateş isteyelim sigaralarımıza,
kahveden adam toplayalım apar topar bir akşam aniden,
gökyüzündeki tabelaları değiştirelim.
gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim!
emperyalistlere küfredelim istersen,
kapitalistlere nasihat edelim,
modernistleri en yakın hastaneye sevk edelim.
doğayı sevip, yeşili koruyan bir çocuğa çok masallar anlatalım sonra…

gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim!
bir gece tüm duvarlara -belki bir gün yeniden- yazalım.
kaşhuş’tan şarkılar patlatalım ve tüm liberalleri vuralım sonra…
gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim!
dianar’dan ala dergisi alalım;
sen o neo-müminelere uyma sevgilim,
gel polemiğe girelim tüm gücümüzle ekmeğimizi çalanlarla,
kudüs’ü özlerken çaresiz,
ceket değil kafa tutalım bu akşam…

10 numara anarşistiz işte güzelim!
bu dramatik finalin son kaybedeni ya da
bu faça dağılmaz sen bana bakarsan
sen bana bakarsan ben devletten maaş alırım
devlet sponsordur bu aşka,
sen bana bakma

bir romantik gibi ölelim ama mutlaka;
aleyküm selam, haydi bir bardak daha.
köpekler yesin ciğerini ey dünya!

4 Eylül 2011 Pazar

Resulullah'la Benim Aramdaki Farklar/Ah Muhsin Ünlü

Resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim.
Resulullah yolda Ebu Bekir’i görse "Es Selamu Aleyküm Ya Sıddık" derdi,
Ben yolda Ebu Bekir’i görsem tanımam.
Resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
Ben annem ölürken çok ağladım çünkü.
Annem gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.

Resulullah Azrail’i yolda görse tanırdı;
Ben Azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,
Derdim ki: "Şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı."

Resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
O bana gülümserdi, ben ona derdim ki: "Anam babam yoluna feda olsun ey Allah’ın Resulü;
Fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?.."

Resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki: "Kızım ha gayret!";
Ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki: "Anneciğim ölmesen..."

Ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki: "Anneciğim seni ben..."
Annem döndü, bana bir baktı o bakışı görmeliydiniz.

Resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
Ben o bakışı gördüm, haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.

Ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının

Anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…

Resulullah çok şanslı bir insan
Annesi öldüğünde o küçücüktü;
Benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
Zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.

Annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!

Olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
Verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
Resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
Nasıl olsa Resulullah da ölü annem de ölü...

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Sen Benim Hiçbirşeyimsin/Attila İlhan

Sen benim hiçbirşeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbirşeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz



Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde



Sen benim hiçbirşeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde



Sen benim hiçbirşeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesinle ağlayarak
Sen benim hiçbirşeyimsin...


Şiirin Hikayesi
O yıllarda özellikle İzmir'de, bazı genç kızlar, telefonla beni arardı.
Kimisi adını verir, kimisi vermez.
Bazısıyla Kültürpark'ta ya da Karşıyaka'daki bir deniz kahvesinde buluşuruz,
söyleşiriz.
Bazısı 'meçhul' kalmayı yeğler, sadece telefonla söyleşir.
Şiir işte bu sonuncu türden bir ilişkinin etkisiyle yazıldı.
Kim olduğunu hala bilmediğim o genç kız, en çok da geceleri beni arar,
sıcak, biraz kırık sesiyle dakikalarca konuşurdu.
Ben de konuşurdum elbet.
Allah bilir ona neler anlatırdım.
Derken, dönüp dolaşıp onun benim neyim olduğu sorusuna takıldık,
sıcak bir yaz akşamı gibi hatırlıyorum,
sen dedim benim hiçbir şeyimsin.
Sonra bu yeni şiirin ilk mısraı oldu.
Bitirip ona okuduğumda adamakıllı içlendiğini hatırlıyorum.
Kimdi dersiniz?