14 Temmuz 2014 Pazartesi

2014 Mayıs - Dış Ticaret İstatistikleri



Tabloda görüldüğü üzere;
2014 yılı mayıs ayı içinde ihracat tutarımız 13 milyar 750 milyon 442 bin Amerikan Doları olarak gerçekleşti.

2013-Mayıs ihracat tutarı: 13.277.209 idi.
2014-Mayıs İhracat tutarı: 13.750.442

Yani ihracat tutarımız geçen yılın aynı ayına göre %3,6 artmış oldu.

2013-Mayıs ithalat tutarı:23.245.301 idi.
2014-Mayıs ithalat tutarı:20.858.810

Yani ithalat tutarımız geçen yılın aynı ayına göre %10,3 azalmış oldu.

Bu ay, geçen yılın aynı ayına göre ihracatın artmış olması ve ithalatın azalmış olması karşılama oranını geçen yılın aynı ayına göre artırmıştır.

Karşılama Oranı = İhracat Tutarı / İthalat Tutarı
2014 yılı mayıs ayı Karşılama Oranı = 13.750.442 / 20.858.810 >> %65,9

13 Temmuz 2014 Pazar

Stok Yönetimi / Stok Maliyeti Minimizasyonu Defter Notu




Defter notunun tamamına şurdan ulaşın:
https://drive.google.com/file/d/0BzywzC-mGFzgR3ZDcnlxM1BJTjA/edit?usp=sharing

Tags: Stok maliyeti minimizasyonu, Ekonomik Sipariş Miktarı Modeli, Economic Order Quantity Model, Sipariş Miktarı, Sipariş Noktası, Ortalama Stok

2014 Haziran-Enflasyon

Tuik 2014 Haziran ayının Tüfe rakamlarını yayınladı.
Haziran ayı endeksi de dahil 2005'den bugüne oluşan aylık endeksleri gösteren tablo ise şu görünümü aldı;




Haziran endeksi 242.07 olarak gerçekleşti. Mayıs ayı endeksi 241.32 idi. Buna göre endeks geçen aya göre %0.31 artmış oldu. 
2013 yılı Haziran ayı endeksi 221.75 idi. 2014 Haziran ise 242.07 olarak gerçekleşti. Yani Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre%9.16 artmış oldu.

Yani 2014 yılı Haziran ayı enflasyonu %9.16 olarak gerçekleşti. 
2005 den bu güne yıllık enflasyon oranlarını gösteren tablo ise şu görünümü aldı;


Görüldüğü gibi 2011 yılı Haziran ayı enflasyonu %6.24 idi. 2012 Haziran enflasyonu %8.87, 2013 Haziran enflasyonu ise 8.30 idi. 2014 yılı Haziran ayı enflasyonu ise %9.16 oldu. 

Tüfe rakamlarının hangi ürün gurubunda ne kadar değiştiği hangi bölgelerde ne yönde değişim olduğu Tuik'in haber bülteninde incelenebilir.

Temmuz ayı Tüfe rakamları 4 ağustos 2014 günü açıklanacak.

2 Temmuz 2014 Çarşamba

Faaliyet Kaldıracı ve Finansal Kaldıraç Defter Notu

Hayati Çaycı-Faaliyet Kaldıracı ve Finansal Kaldıraç Defter Notu

Notun tüm sayfaları için dosyanın tamamına şuradan ulaşın:
https://drive.google.com/file/d/0BzywzC-mGFzgUmxqWlY1dFJ4LUU/edit?usp=sharing

Tags: Faaliyet Kaldıracı, Finansal Kaldıraç, Kaldıraçlar

20 Haziran 2014 Cuma

Nema-ye Nazdik (Yakın Plan/Close Up) / Suha Çalkıvik

 Abbas Kiarostami’nin gözbebeği: NEMA-YE NAZDİK (CLOSE-UP) 

Jean-Luc Godard, “Sinema D.W. Griffith ile başlar, Kiarostami ile sona erer” derken, Martin Scorsese, “O, sinemada sanatsal yaratıcılık düzeyinin doruk noktasıdır” diyerek İranlı usta yönetmene olan hayranlığını dile getirir.

Abbas Kiarostami’nin başyapıtlarından  ‘Nema-ye Nazdik’ (1990) (‘Close-Up’ yani ‘Yakın Plan’), yönetmenin filmografisi içinde ‘gözbebeğim’ diye andığı filmidir. 

Gündelik hayatta gerçek ile kurmacanın içiçe geçmesiyle Kiarostami'nin takıntısını da yakalamış oluruz. Ama bu, bizi hiç rahatsız etmez çünkü şefkatli bir takıntıdır onunki. Yoksul sinema tutkunu Hüseyin Sabzian, zengin yaşlı bir kadınla otobüste tanışır, kendisini MuhsinMahmelbaf (ünlü İranlı yönetmen) olarak tanıtır ve kadın bu ünlü yönetmeni ailesiyle tanıştırmak için evlerine davet eder. Hüseyin, yeni çekeceği filmine para yardımı yapmaları karşılığında aile üyelerinin bu filminde rol alabileceklerine onları ikna eder. Fakat varlıklı Ahankhah ailesi evlerini soyacağından şüphelenerek Hüseyin’i polise ihbar ederler. Hüseyin Sabzian tutuklanır, sorgulama ve mahkeme süreci başlar.

Filmde bu süreç, zekice kotarılmış ince bir anlatımla, olayda adı geçen gerçek kişiler de (Sabzian, Ahankhah ailesi, hırslı gazete muhabiri, yönetmen Mahmelbaf ve Kiarostami’nin kendisi) ‘rol alarak’ belgesel havasında yeniden canlandırılır. Hatta dava sürecine bizzat katılmak için yargı organlarına başvuran Kiarostami’ye izin verilir ve sorgulama sahnelerinde yönetmeni de görürüz. Sabzian’ın bir suçlu mu yoksa bir akıl hastası mı olduğunu kendi içimizde tartışırken, Kiarostami bizi öykünün daha da derin noktalarına yöneltir. 

Öykü, başlarda saçma sapan görünse de sinema sanatına tutkuyla bağlı bu yoksul adamın, toplum içinde daha çok saygınlık kazanmak ve kendini daha değerli hissetmek için bu maceraya atıldığını hissetmeye başlarız. Yönetmen bizi sürekli, ‘aslında gerçek dediğimiz şey nedir?’ ‘kurmaca olanla gerçek olan nasıl ayırt edilir?’ sorgulamasına yöneltir. Gerçek duruşma çekimlerinde mahkeme salonuna kurulan iki kamera sayesinde, geniş açılı mercekle bir yandan mahkemenin genelini izlerken, öte yandan yakın plan çekimlerle de davanın psikolojik gerçeğinin derinliklerini yakalamamız sağlanmıştır. Sabzian’ın savunmasını yaparken heyecan içinde söylediği “bana dışarıdan baktığınızda sahtekar, dolandırıcı diyebilirsiniz ama aslında böyle biri değilim” cümlesinin onun yüreğinden çıktığını hissederiz.

Abbas Kiarostami, sıradan insanın içindeki saf güzellik ve iyilik duygularına tercüman olur bu filminde. Sinema sanatının tüm olanaklarını insana özgü değerlerin emrine verir. Onun sinemasında, insancıl bir yürek, sıcaklık, ferahlık veren bir sessizlik ve en önemlisi düşler egemendir. O yüzden 1990’ların en önemli sinemacısı olarak gösterilir.  

1997’de Cannes’da Altın Palmiye’yi kazandığı ‘Taste of Cherry-Kirazın Tadı’nda da görürüz onun düş zenginliğini, 1999’da Venedik’te ödüllere boğulan ‘The Wind Will  Carry Us-Rüzgar Bizi Sürükleyecek’ filminde de. Sahi, Abbas Bey ne demişti düşlerimize dair?  

"Hayal etmek belki de yaşamın en önemli unsuru. Hatta görmekten bile önemli. ‘Hayal etmek’ ve ‘görmek’ arasında tercih yapmak zorunda kalsaydım, hiç kuşkusuz hayal etmeyi seçerdim. Hayal gücü ve düşlerin, körlüğü daha katlanılabilir bir hale getirdiğine inanıyorum. Hayaller olmadan yaşamak zor olurdu. Öyleyse varolsun hayaller! İnsanın hayallerine erişmenin bir yolu olan sinema, işte kesinlikle bu nedenden dolayı takdiri hakeder... Kameranın ardında olanların çok daha olağanüstü, çok daha gerçek ve yaşama çok daha yakın olduğunu düşünüyorum."  

Meraklısına:
Columbia Üniversitesi’nden Prof. Hamid Dabaşi’nin ‘Close-up: Iranian Cinema, Past, Present, Future’ (2001) adlı kapsamlı çalışması, 2004’te Agora Kitaplığı tarafından ‘İran Sineması’ adıyla yayımlanmıştı. Bu yayındaki titiz tercüme sayesinde, yönetmenin batı kaynaklarında Kiarostami olarak yazılan soyadını Kiyârüstemî şeklinde de okumamız  gerektiğini öğrendik.

(Bu yazı, CNBC-e Dergi’nin  Mart 2006 sayısında yayımlanmıştır.)
Suha Çalkıvik

http://web.itu.edu.tr/calkivik/nema.htm 

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Hisse Senedi/Portföy Risk Hesaplamaları


Finansal Yönetim Defter Notu/Hayati Çaycı





Tags: Sistematik Risk, Beta, Spesifik Hisse Senedi Değerlemesi, Portföy Yaklaşımı, Markowitz, CAPM Modeli, Covaryans, Varyans

9 Mart 2014 Pazar

İNSANİ GELİŞME ENDEKSİ VE TÜRKİYE

     Öncelikle iktisadi büyüme ve iktisadi kalkınma farklı kavramlardır.Kısaca değinecek olursak, iktisadi büyüme; daha çok gayri safi milli hasıla ile ilgili bir kavramdır, ülkenin sayısal olarak bir önceki yıla göre ürettiği nihai malların toplam değerindeki değişiklikle ilgilenir;ancak kalkınma bu sayısal büyümeden çok o ülkenin kültürel açıdan ,eğitim sağlık ,beslenme gibi açılardan gelişmesini ele alır.Yani iktisadi büyüme , iktisadi kalkınmanın ölçülmesinde yetersiz kalınca  daha insan odaklı tekniklerin geliştirilmesine yol açmıştır.

    Bunlardan en önde geleni ise Birleşmiş milletler kalkınma programı(United Nations Development Programme- UNDP) tarafından İnsani Gelişme Endeksi(Human Development Index -HDI) geliştirilmiştir. 
    İnsani gelişme endeksi, sağlık, bilgi  ve gelir düzeyi şeklinde  üç temel unsura dayalı olarak hesaplanmaktadır.Birleşmiş milletler tarafından açıklanan insani gelişme endeksinde ülkeler HDI değerlerine göre sıralanır.
     

    HDI değerleri;

  •  000,0-0,499 arasında olması düşük
  •  0,500-0,799 arasında olması orta  
  • 0,800-1,000 arasında olması yüksek   insani kalkınma düzeyini göstermektedir.
        İnsani Gelişme Endekslerine  187 ülke dahil ediliyor .Bunların 47'şer adedi en üst derecede, yüksek derecede ve orta derecede sınıflandırılırken 46 adedi ise düşük derecece insani gelişme derecesine sahip ülke olarak belirlenmiş.

    İnsani gelişme karşılaştırmasında en üstte NORVEÇ  yer alırken onu sırasıyla Avustralya ,ABD , Hollanda, Almanya ,Yeni Zelanda,İrlanda ,İsveç İsviçre  ve Japonya izliyorken ; FRANSA 20 İngiltere 26  Yunanistan 29'uncu sırada bulunuyor. TÜRKİYE  ise 0,722 HDI değeriyle 90. sırada yer aldı.Yani orta derece insani kalkınmışlık seviyesinde yer aldı.

     Gelir dağılımı adaletsizliğine(Gini katsayısı1*) bakacak olursak ,bu değerin 0.20 ile 0.30 arasında çıkması dünya genelinde en adil gelir dağılımı olan ülkeler arasında olduğunuzun bir göstergesidir.Peki bu alanda en iyi olan ülkeler hangileri derseniz  liste şöyle sıralanıyor ;Norveç, İsveç  Finlandiya, Almanya, Avusturya, Slovakya Belarus ,Romanya ,Kazakistan,Ukrayna.

     Gini kat sayısı bazı ülkelerde şöyle ABD(0,41), Çin (0,43) ,Almanya (0,28) ,Yunanistan (0,34), Arjantin (0,45), Brezilya (0,55) ,Rusya (0,40) ,İtalya (0,36) ve TÜRKİYE'DE  ise  bu oran (0,39) oldu.




     TÜRKİYE'NİN temel verilerini şöyle bir araya toplarsak tablo şu  şekilde oluyor.

  •  Doğumda ortalama yaşam beklentisi   74.2
  • Ortalama eğitim görme süresi   6.5
  • Eğitim görme süresi beklentisi  12.9
  • Kişi başına düşen Gayrisafi milli gelir (2011 yılı - 2005 SGP$) 13.466
  • Kadınların iş gücüne katılım oranı (% 15 yaş ve üstü) 28.1
  • Sağlığa yapılan kamu harcamaları (Gayri safi yurt içi hasıla'nın yüzdesi, 2010)  5.1
  • Eğitime yapılan kamu harcamaları (Gayri safi yurt içi hasıla'nın yüzdesi, 2005-2010)   2.9
  • Yetişkinler arasında okuma yazma oranı (%, 15 yaş ve üstü)  90.8
  • Nüfusun en az ortaöğretimi tamamlamış yüzdesi (%, 25 yaş ve üstü, 2011)  34.5
  • Nüfusun istihdamı oranı (%, 25 yaş ve üstü, 2011)  48.8
  • Genç işsizliği (%, 15-24 yaş arası, 2005-2011)   20.7
  • Enerji tedariği: Fosil Yakıtlar (2009, toplamın yüzdesi)  89.9
  • Enerji tedariği: Yenilenebilir Enerjiler (2009, toplamın yüzdesi)  10.2
  • Kişi başına düşen sera gazı salımı (2005, ton karbondioksite eşdeğer) 1.4
  • Ormanlık alan (2010, toplam alanın yüzdesi)  14.7
  • 2030 yılındaki tahmini nüfus (milyon)  86.7
  • Yıllık nüfus artışı (%) (2010/2015)
  • 1.1Toplam doğurganlık oranı (bir kadın başına düşen doğum sayısı, 2012) 2.0



  Burada kullanılan tüm istatistikler 2013 İnsani Gelişme Raporundan alınmıştır .İngilizce ,Arapça, Fransızca,İspanyolca,Rusça ve Japonca yayınlanan raporun İngilizce versiyonuna buradan Türkçe özetine ise burdan ulaşabilirsiniz.









       1* Gini katsayısı : Gelir dağılımı adaletsizliğini ölçen bir kat sayıdır.0 ve 1 arasında değer alır .Bu değer 0' a yaklaştıkça daha adil gelir dağılımını gösterirken , 1 ' e yaklaştıkça gelir dağılımı adaletsizliğinin arttığını gösterir.