5 Aralık 2013 Perşembe

Son Darbe 28 Şubat

Merhum gazeteci Mehmet Ali Birand'ın sunduğu 8 saatlik Son Darbe 28 Şubat belgeseli(1) Türkiyenin "çok yakın geçmişini" anlamak bakımından izlenesi bir belgesel.

Belgeseli izlerken kısa notlar tutup ilgimi çeken olay ve kişileri search edip ufak okumalar yaptım. Şimdi bu notları bloga taşıyorum.>>> 

Belgesel şurada>> http://www.youtube.com/watch?v=-Da43LO7dbA

1993

17 nisan 1993'te Turgut Özal cumhurbaşkanlığı görevindeyken vefat etti. DYP'nin genel başkanı Süleyman Demirel başbakan idi. DYP-SHP koalisyonu ile 49. hükümet başta idi. 

Süleyman Demirel 16 mayıs 1993'te Türkiyenin 9. cumhurbaşkanı oldu.

* * * * * * * * * * * * * 

Turgut Özal hayatta iken yani yılın ilk dönemlerinde pkk ateşkes ilan etmişti. Özalın ölümü ile pkk ateşkesi bozdu. Ve ülkede yine terör hortladı.

24 mayıs 1993 günü Elazığ'dan Bingöl'e dağıtıma giden silahsız erleri taşıyan otobüs Pkk tarafından yolda durduruldu ve 33 er orada şehit edildi. Saldırıyı düzenleyen grubun başında Şemdin Sakık vardı. 

PKK terörü artmıştı, şehit sayıları artıyor, köyler basılıyordu. Bu sırada devlet de terörü bitirmek için demir yumruğunu kullanıyor teröre destek veren, destek verme ihtimali olan, sempati duyan, sempati duyma ihtimali olan(!) herkesi sindiriyor, faili meçhul cinayetler artıyordu. 

* * * * * * * * * * * * * 

Demirel cumhurbaşkanı olunca DYP genel başkanlığı için Tansu çiller, Köksal Toptan ve İsmet Sezgin yarıştı. Süleyman Demirel'in gönlü İsmet Sezgin'den yana idi. Fakat kongrede yapılan seçimle Tansu Çiller DYP genel başkanı oldu. 

DYP-SHP koalisyon halindeydi. SHP genel başkanı Erdal İnönü, Tansu Çiller ile hükümette olmak istemiyordu siyaseti bıraktı koltuğunu Murat Karayalçın'a bıraktı. Murat Karayalçın DYP ile koalisyona devam etmek isteyince Tansu Çillerin Başbakanlığında 50. Hükümet kuruldu. 

Bu sırada Refah'ın başında Erbakan, Anap'ın başında Mesut Yılmaz DSP'nin başında Bülent Ecevit, CHP'nin başında ise Baykal vardı. 

2 temmuz 1993'te 50. hükümet yeni kurulmuşken, henüz güvenoyu dahi almamışken Sivas Madımak olayı yaşandı. 

1994

1994 yılında Tansu Çillerin malvarlığı etrafında çeşitli tartışmalar yaşandı. Tansu Çillerin eşi Özer Uçuran Çiller'in siyasete hanımı vasıtasıyla müdahil olduğu, gölge başbakan gibi davrandığı, çeşitli müsteşarları kendi kafasına göre değiştirdiği iddiaları tartışıldı. 1994 yılında Türkiye çapında DYP'den il ve ilçe teşkilatlarında istifalar yaşandı.

1994 yılı ekonomi için de çok kötü bir yıldı. Cumhuriyet tarihinin en büyük cari açığı ve bütçe açığı bu dönemde görüldü.(2)

Ekonomik kriz o kadar derin ve büyüktü ki; Vehbi Koç ve Sakıp Sabancı Çankaya'ya çıkarak Süleyman Demirel'in ekonomiye el atmasını, birşeyler yapmasını istediler.

* * * * * * * * * * * * * 

Bütün bu hengameler içinde Refah partisi halkın gözünde yeni bir umut olarak belirdi. Çünkü şimdiye kadar denenenler refahı sağlayamamıştı. Refah Partisi Adil Düzeni(3) vaad ediyordu. 

Erbakan ve arkadaşları 1967'den beri siyasetin içinde idi. 

Erbakan ve Refah partisi 27 mart 1994'te yapılacak yerel seçimler için il ve ilçelerde kahvehanelerden barlara kadar her kesimden oy alabilmek için çalıştı. Refah partili hanımlar da bu süreçte parti faaliyetleri içinde bulundu çevrelerindeki hanımların oylarına talip oldu, onlara Refah partili olmanın korkulacak bir şey olmadığını gösterdi.

Refah partisi bu döneme kadar tam manasıyla ak sakallılar denilen gelenekçilerin hakimiyetinde idi. Fakat, Erbakan yaklaşımını değiştirdi ve yenilikçiler denilen, daha genç, daha okumuş, vizyon sahibi kadrolarla çalışmaya başladı. Recep Tayyip Erdoğan, Melih Gökçek, Abdullah Gül, Bülent Arınç bu isimlerdendi.

* * * * * * * * * * * * * 

27 Mart 1994'te yerel seçim yapıldı.(4) DYP %21.5, Anap %21 ve Refah %19 aldı. Refah partisi için kesin bir zaferdi çünkü bir önceki yerel seçimde %9.8 almıştı. Bu seçim sonucunda Refah partisi İstanbul, Ankara, Erzurum, Diyarbakır, Kayseri ve Konya büyükşehir belediyelerini kazandı. 

Recep Tayyip Erdoğan ve Melih Gökçek İstanbul ve Ankara'da bu seçimle B.B. başkanı oldu. 

Seçime girerken 74 Refah partili belediye vardı seçimden sonra 324 belediye Refah parti'li oldu. 

* * * * * * * * * * * * * 

5 Nisan 1994'te  hükümet tarafından ekonominin bir kriz içinde olduğu kabullenildi ve ekonomik önlemleri barındıran 5 Nisan Kararları olarak bilinen bir tasarruf paketi açıklandı. Hükümetin paraya ihtiyacı vardı, borç bulabilmek için faizler düşürüldü fakat tasarruf sahipleri bu güvensizlik ortamında parasını borç vermedi ve ekonomi iyice kötüleşti. Ardından ülkede faizler düşük olduğu için ülkeden kaçan dövizleri durdurmak için faizler tekrar artırıldı bu kezde faizler %150'lere çıktı.

5 nisan tasarruf paketi hazırlanırken içişleri bakanı Nahit Menteşe de hazır bulundu. Tasarruf paketinin ülkede iflasları artıracağı ve iflas edecek olan firma sahiplerinin yurtdışına kaçacakları düşünülüyordu. İçişleri bakanı bu yüzden çağrılmıştı. Durumun vehameti açısından iyi bir örnek.

* * * * * * * * * * * * * 

Genel seçim 24 aralık 1995'te yapılacaktı. Yerel seçimde zafer kazanan Refah partisi İktidar Yürüyüşüne başladı. 

1994 yılı içinde Refah partisi genel seçimler için çalıştı. Yerel belediyecilikte kazandığı başarıları sunduğu hizmetleri halka duyuruyor ve genel seçimler için erkenden çalışmaya başlıyordu. 

* * * * * * * * * * * * * 

1994 yılında Çiller terörle mücadelede askere tam yetki verdi. Genelkurmay başkanına tam yetki verildi. Terörle her alanda mücadele ediliyor. Teröre göz açtırılmamaya çalışılıyordu. Bu sırada resmi ideolojiye ters düşen gazetecilere, iş çevrelerine devletin içinde ürettiği derin yapılarca yaptırımlar uygulandı, cinayetler işlendi. Bu sırada kürt halkı giderek devletten uzaklaşmaya, devletten soğumaya başladı. Çünkü resmi ideolojiye-askere göre kürt varlığı terörün müsebbibi olarak görülüyordu. 

Evlerinden sorgu için alınıp daha sonra haber alınamayan insanların, sokak ortasında öldürülen vatandaşların sayısı artıyordu. 1994 ve 1995 yılları arasında 385 kişi için kayıp başvurusu yapıldı. 

Oğulları kaybolan anneler yaşıyorlarsa evlatlarını görmek yaşamıyorlarsa da ölülerini almak istiyordu. Seslerini duyurmak için her cumartesi günü Galatasaray üniversitesi önünde toplanmaya başladılar. Fakat her seferinde sert müdahelelerle dağıtıldılar. Bu anneler Cumartesi Anneleri olarak anıldı.

1991 seçimleri sonunda milletvekili olan ve mecliste yeminine "Bu metni anayasanın baskısı altında okuyoruz" diye başlayan Hatip Dicle ve yemin ettikten sonra kürtçe "Bu yemini Türklerin ve Kürtlerin kardeşliği için ediyorum" diyen Leyla Zana'nın dokunulmazlıkları kaldırıldı. Daha sonra yargılandılar ve Hatip Dicle 10, Leyla Zana ise 15 yıl hapis cezası aldı. 

Resmi ideoloji yasal bir kürt partisini, kürtlerin siyaset yapmasını istemiyor, buna izin vermiyordu. Bu yüzden HEP  ve daha sonra kurulacak partiler giderek radikalleşiyordu. 

* * * * * * * * * * * * *

Bu sırada Refah partisi giderek güçleniyor, genel seçimler için çalışmalarını sürdürüyordu. Bu ise Türkiye'deki laik kesimleri rahatsız ediyordu. Çünkü bu kesime göre Refah partisinin iktidara gelme ihtimali dahi rejim için bir tehlike idi. Bazı Refah partisi milletvekillerinin geçmişte yaptığı anti-laik konuşmaların ortaya çıkması ile bu rahatsızlık iyiden iyiye laik kesimi sarmıştı.

* * * * * * * * * * * * * 

Bosnadaki savaş için taksim meydanında yapılan gösterilerde atılan sloganlar, taşınan yeşil bayraklar medyada da iyice şeriat korkusunu oluşturdu.

* * * * * * * * * * * * * 

Tansu Çiller 1994 yılının sonunda Türkiyeyi AB Gümrük birliğine soktu. Bu cesaret isteyen bir adımdı çünkü normalde ülkeler önce AB'ye üye olur AB içerisinde kararlarda etki sahibi olunca da Gümrük Birliği üyesi olurlar. Çiller gümrük birliği için "AB üyeliği için ilk adımdır" dedi. Türkiyenin çok yakın bir gelecekte avrupa birliğine gireceğini söyledi. Halka gümrük birliği başarıymış gibi gösterildi. Tansu Çiller avrupa fatihi gibi aktarıldı. 

1995

12 Mart 1995'te  İstanbul’da çoğunlukla alevi vatandaşların yaşadığı gazi mahallesinde dört kahvehane ve bir pastahane aynı anda kimliği belirsiz kişilerce bir taksiden otomatik silahlarla açılan ateşle tarandı. Saldırılar sonucu Halil Kaya adlı bir vatandaş hayatını kaybederken, beşi ağır yirmi beş kişi yaralandı.(5)

Saldırıyı protesto eden gruplar gazi mahallesinde gösteri yaparken polisle karşı karşıya geldi. Dağılmadılar. Polis karakoluna yürüdüler. Çatışmalar çıktı. Daha sonra bölgeye destek için asker gönderildi. Asker ve polis silahına sarıldı. Çatışmada 16 kişi öldü. 

Gösteriler ümraniye'ye ve Ankara'ya yayıldı buralarda'da polisle göstericiler çatıştı. Bu olaylar sonunda toplam 22 kişi öldü. 20 polis için soruşturma açıldı, yargılandılar sadece ikisi ceza aldı. 

Gazi mahallesinde yaşayan aleviler AİHM'e gitti. AİHM Türkiye'yi suçlu buldu ve devlet tazminat ödemek zorunda kaldı. 

* * * * * * * * * * * * *

24 aralık 1995'te Türkiye'de genel seçim yapıldı.(6) Refah partisi %21 ile birinci parti oldu. Anap %19.6 , DYP %19.1 , DSP %14.6 ve CHP %10.7 aldı. 

Laik kesimin korkulu rüyası gerçek olmuş, Refah partisi seçimden birinci çıkmıştı. 

Demirel hükümet kurma yetkisini Erbakan'a verdi. Erbakan koalisyon için Anap'a gitti. Mesut Yılmaz,  Erbakan ile koalisyon yapmayı kabul etmedi. Erbakan çaresiz diğer parti liderlerine de gitti onlara koalisyonu teklif etti. Fakat hiçbir parti Refah partisi ile koalisyonda görünmek istemiyordu. Erbakan mecburen aldığı hükümet kurma yetkisini cumhurbaşkanına iade etti. 

Demirel bu kez yetkiyi Tansu Çiller'e verdi. Tansu Çiller Anap'a gitti fakat bu koalisyon görüşmelerinde de hükümet kurulamadı. Tansu Çiller de yetkisini iade etti.

Demirel bu kez yetkiyi Mesut Yılmaz'a verdi. Mesut Yılmaz koalisyon için Refah partisine gitmeyi düşünüyordu. Fakat Genel Kurmay başkanı İbrahim Hakkı Karadayı meclis başkanı ve Anap milletvekili Mustafa Kalemli'yi aradı ve "Bu koalisyon kurulursa ülke açısından iyi olmaz, siz meclis başkanı olarak üstünüze ne düşüyorsa yapın" dedi. Kalemli bu durumu Mesut Yılmaz'a iletti.

Ayrıca GK başkanı Tansu Çillere de giderek Anap ile koalisyon kurmalarını önerdi.

Bunun üzerine Mesut Yılmaz, Refah partisine gitmekten vazgeçti ve DYP'ye gitti. Asker, içinde Refah partisinin yer almadığı bir hükümet istiyor Ana-Yol koalisyonunu istiyordu. Sonunda Ana-Yol hükümeti kuruldu ve Refah partisi devre dışı bırakılmış oldu.

Hükümet kurulduktan sonra Necmettin Erbakan Mesut Yılmaz ile Tansu Çillerin arasını açmak için siyasi hamleler yaptı. İki lider için de meclise ayrı ayrı soruşturmalar getirdi. Soruşturmalar mecliste oylanırken, Tansu Çiller hakkındaki soruşturma dosyalarına Anap milletvekillerinin oy vermesi sonucunda Mesut Yılmaz hakkındaki soruşturmaya da DYP'liler oy verdi ve böylelikle bu iki parti arası açılmış oldu. Artık hükümetin devam edemeyeceği açıktı.

Erbakan Tansu Çillere gitti ve kuracağı hükümete destek vermez koalisyonda yer almaz ise yüce divanda yargılanması yönünde oy kullanacaklarını söyledi. Yani Tansu Çillere; ya bizimle koalisyon olursun ya da seni yüce divana götürecek oylamada oy veririz dedi. 

Tansu Çiller çaresiz kabul etti.

Bu sırada Ana-Yol hükümeti bozulunca. Cumhurbaşkanı Demirel hükümet kurma yetkisini tekrar Erbakan'a verdi. 

1996

28 haziran 1996'da Erbakan Tansu Çiller ile el sıkıştı. Yani hükümet kuruldu. Bu 54. hükümetti. İlk 2 yıl başbakan Erbakan olacak son 2 yıl Tansu Çiller olacaktı. Fakat bu sırada DYP içinden bazı milletvekilleri bu ortaklığa sert bir şekilde karşı çıktı ve bu hükümete güven oyu vermeyeceklerini söyledi. Sebebi ise Refah partisini cumhuriyet için bir tehdit olarak görmeleri idi. Güvenoylamasında DYP fire vermiş olsa dahi Refah-Yol hükümeti güvenoyu alarak göreve başladı.

* * * * * * * * * * * * *

Erbakan Başbakan olduktan sonra askerin katıldığı ilk resepsiyonda başbakan Erbakan askerlerle el sıkışırken askerler bariz bir şekilde kafalarını başka yöne çeviriyor, soğuk davranıyor, Erbakan'ın otoritesine saldırıyordu. 

* * * * * * * * * * * * *

6 Ekim 1996'da Başbakan Necmettin Erbakan türk müteahhitlerin Libya'dan olan alacaklarını tahsil edememesi ve başbakana rica etmeleri üzerine Libya'ya gitti. Kaddafi ile buluştu. Buluşma sırasında gazetecilerin önünde Libya lideri Kaddafi Türkiyenin kürtler'e zulmettiğini söyledi. Erbakan orada bu sözlere cevap vermedi.

* * * * * * * * * * * * *

Erbakan toplam 1 milyar nüfusa sahip gelişen müslüman ülkelerle ortak bir ekonomi pazarı kuracağını açıkladı. Bu İslam Ekonomi Pazarı olacaktır dedi. Adı da D8.(http://www.developing8.org/)

* * * * * * * * * * * * *

Ülkede başörtülü hanımların üniversitelerde okuyamaması, işyerlerinde çalışamamasını protesto için meydanlarda toplanan insanlar laiklik karşıtı sloganlar atıyor, tekbirler getiriyordu. Bu görüntüler askerde ve laik kesimde Refah partisine olan bakışı sivriltiyordu.

* * * * * * * * * * * * *

3 kasım 1996'da Susurluk kazası yaşandı.(7) Mecliste susurluk komisyonu kuruldu. Refah partili Komisyon başkanı kazanın Jitem ile ilişkisini araştırdı, Genelkurmay başkanlığına sorular gönderdi. GK başkanlığı sorulan sorulara yanıt vermiyor sorular gelmeye devam edince komisyona teamüllerde yeri olmayan sert bir üslüpla cevaplar veriyordu. Komisyon başkanı 2 askeri personeli komisyona bilgi vermeleri için çağırdı fakat askerler "Meclis bizim muhatabımız değildir" diyerek gelmediler.

* * * * * * * * * * * * *

Erbakan, başbakanlıkta resepsiyon veriyordu. Resepsiyonda alkollü içki servisi yoktu. Deniz kuv. komutanı Güven Erkaya garsondan rakı istedi. İçki servisinin olmadığı cevabını alınca da garsona "Dışarıdan rakı alın, bana servis edin" dedi. Bu hareketi ile diğer askerlere de örnek oldu ve bazı paşalarda alkollü içkiler aldırdılar. Asker o gün misafir olarak bulundukları başbakanlık resepsiyonunda bu rezilliğe imza attı. 

* * * * * * * * * * * * *

Genel Kurmay Başkanlığı bünyesinde batı çalışma grubu kurularak bu grup eliyle istihbari bilgiler elde edildi. Hükümet içindeki bakanlar ve Refah partili milletvekilleri ve çevresi bu grup eliyle fişlendi.


* * * * * * * * * * * * *

Milli güvenlik bakanı DYP'li Turhan Tayan idi. Bir demecinde "Asker Erbakan'a güvenmiyor, bende güvenmiyorum." dedi.

* * * * * * * * * * * * *

Başbakanlık kriz masası kuruldu. Herhangi bir kriz durumunda başbakan'ın tüm yetkisinin MGK'ya geçmesine imkan veriyordu. Ayrıca GK başkanlığı'na da illerde kriz masaları kurma yetkisi verildi. Bu şekilde GK başkanlığı illerde valiler'in sahip olduğu yetkileri alıyordu.

* * * * * * * * * * * * *

Devlet kadrolarına atamada Genel Kurmayın yürüteceği güvenlik soruşturmaları zorunlu tutuldu. Asker izin vermedikçe hiç bir kuruma bürokrat atanamıyordu.

* * * * * * * * * * * * *

Tsk mensubu bir asker olan Doğu Silahçıoğlu(7) Refah parti belediyesindeki İstanbul sultanbeyli'de 10 kasım günü kafasına göre caddenin ismini değiştirdi ve bu caddeye Atatürk heykeli dikti ve açılışını yaptı. Belediyenin bu açılıştan ve isim değişikliğinden haberi olmadığı için belediye başkanı Doğu Silahçıoğluna dava açtı.

* * * * * * * * * * * * *

Nakşibendi şeyhi Müslüm gündüz Fadime Şahin ile evdeyken polis ve arkasında kameralarla kapısı kırılarak basıldı.

* * * * * * * * * * * * *

Özellikle Sabah, Hürriyet ve Milliyet gazeteleri adeta TSK'nın resmi yayın organı gibi davranıyor, ısmarlama-masa başı haberler yapılıyordu. TSK 28 şubatta yapılan MGK'da Vural Savaş ise Refah partisi için açacağı kapatma davasında bu gazete küpürlerini kullanacaktı. Yıllar sonra Aydın Doğan "28 şubatta bizi kullanmış olabilirler." dedi.

* * * * * * * * * * * * *

1997

11 ocak 1997'de Necmettin Erbakan diyanet çalışanlarına ve dini temsilcilere, önde gelenlere, tarikat liderlerine iftar verdi. Bu iftar görüntüsü günlerce medyada verildi. Halbu ki aynı gün cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de Çankaya'da diyanet yetkililerine iftar veriyordu.

* * * * * * * * * * * * *

31 ocak 1997'de Refah partisi belediyesinde olan Ankara Sincan'da Kudüs gecesi düzenlendi. Bu gecede bir filistinli gencin işgal altındaki Kudüs'teki hayatını anlatan, doğaçlama bir tiyatro oynandı. Ayrıca bu tiyatro sahnesinde hamas ve hizbullah bayrakları asılıydı. Ertesi gün Refah partili adalet bakanı Şevket Kazan Sincan belediye başkanını aradı ve ağır bir dille uyardı. 

2 gün sonra Ankara Sincan'da TSK caddeden tankları geçirdi. Başbakan Erbakan Genel kurmay başkanı'nı çağırdı ve bu tankların neden geçtiğini, amacını sordu. GK başkanı eğitim için geçtiklerini söyledi. Erbakan o halde açıklama yapılması gerektiğini söyledi fakat GK başkanı açıklama yapmadı.

O gün o tiyatroda rol alan oyuncular gözaltına alındı, Sincan belediye başkanı hapse girdi.

Bu olaylar olurken Washingtonda bulunan Çevik Bir tankların geçmesini yorumlarken "demokrasiye balans ayarı çektik" dedi.

* * * * * * * * * * * * *

Bir konuşmasında Güven Erkaya "İrtica Pkk'dan daha tehlikelidir." dedi.

* * * * * * * * * * * * *

Asker o dönem açık bir şekilde Refah partisi'ne düşman gözüyle bakıyordu. Hatta Güven Erkaya'nın sözüyle Pkk'dan daha tehlikeli görülüyordu. Bu yüzden asker Refah yol hükümeti başa geldiği günden başlayarak git gide siyasetin içine nüfuz ediyor, onu yönlendiriyor, baskı kuruyor, tehdit ediyordu. Ordu içerisinde bir kaç paşanın Erbakan hakkında küfür ettikleri de vaki olmuştu. 

İşte böyle bir süreçte 28 şubat günü toplanacak Milli Güvenlik Kurulu çok önemli idi. Herkes bu toplantı da bir şeyler olacağını biliyordu.

MGK toplantılarına o dönem sivil kanattan Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri bakanı, İçişleri bakanı, Milli savunma bakanı; Asker kanadından ise GK başkanı, MGK genel sekreteri ve kolluk kuvvetleri katılıyordu. 

MGK'nın kararları hükümete tavsiye niteliğindedir. Alınan kararların hiç bir şekilde yaptırımı yoktur. 

28 Şubat günü yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. Asker kanadı hükümete özellikle Erbakan'a karşı toplantı sırasında ağır ithamlarda bulundu, tenkitler yaptı. Özellikle Güven Erkaya toplantı sırasında sert üslubu ve direkt suçlamaları ile etkin rol oynadı. Beraberinde getirdiği gazete küpürleri ile iktidarın ülkeyi irticaya sürüklediğini savundu. Ve toplantı sonunda hükümete "18 maddelik bu kararların uygulanmasını istiyoruz" dedi.(8) 

Erbakan toplantının daha sert geçmesini engellemek için sessiz kaldı. Ortamı yumuşatmak için gergin cevaplar vermedi. Nasıl olsa uygulamam düşüncesiyle toplantı sırasında karşı gelmedi. Ama toplantı sonunda askerin sunduğu 18 maddelik kararların altına imza da atmadı. "Üzerlerinde biraz daha çalışalım ondan sonra imzalayalım" dedi. Fakat asker toplantı sonunda kararları gazetecilere dağıttı. Ayrıca MGK sekreterliği bu kararlar uygulanmazsa yaptırım uygulayacağız diye açıklama yaptı.

* * * * * * * * * * * * *

4 Şubat 1997'de Erbakan MGK sekreterliğine kararların çok ağır olduğunu ve yumuşatılması gerektiğini bildirdi. MGK sekreterliği reddetti. 

* * * * * * * * * * * * *

Erzurum jandarma bölge komutanı Osman Özbek bir toplantıda Başbakan Erbakan için ağır sözler sarf etti.(9) Dönemin hükümet sözcüsü ve devlet bakanı Abdullah Gül bu sözleri için soruşturma yazısı yazdı fakat Erbakan yine durumu idare etmek, gerginliğe mahal vermemek için bu soruşturmaya da izin vermedi. Osman Özbek'in bu sözleri için cumhurbaşkanı Süleyman Demirel "Paşanın öfkesi bir boşalmadır" dedi. Sabah gazetesi de bu sözü manşet yaptı.

* * * * * * * * * * * * *

Başta Türk-İş olmak üzere bazı işçi sendikaları MGK kararlarını desteklediklerini açıkladılar.

* * * * * * * * * * * * *
21 mayıs 1997'de Refah partisine kapatma davası açıldı. 

Refah-Yol hükümeti hala işbaşında idi. Asker istediğini henüz gerçekleştirememişti. Asker siyasete ve medyaya iyiden iyiye baskılar kurdu. Medya sahiplerine gazetelerinde ve televizyonlarında çalışan ve askere karşı olan tüm yazarları işten çıkarmaları için telkinde bulunuldu. Birçok gazeteci ve televizyoncunun işine son verildi. 

Asker, televizyon kanalları ile halkı yönlendirirken bir taraftan da brifingler düzenleyip şeriat'ın ne kadar büyük bir tehlike olduğunu anlatıyordu. Bir gün gazete yazarlarını topluyor diğer gün hakim ve savcıları topluyor onlara şeriat tehlikesi ile ilgili bilgilendiriyor ve bu yönde hareket etmelerini istiyordu. 

Valileri toplayıp onlara da brifing verme niyetinde olan askerin bu niyetini önceden haber alan İçişleri bakanı Meral Akşener "Asker valileri yönlendiremez. O brifinge valilerin katılması uygun değildir. Katılan tüm valileri görevden alırım." deyince asker valileri çağırmaktan vazgeçti. Bu yüzden üst düzey bir asker Meral Akşener için "Söyleyin o kadına onu yağlı kazığa oturtacağız" tehditinde bulundu. Meral Akşener bu tehditi yapan askeri kamuoyuna açıklayacaktı cumhurbaşkanı gerilim olmasın diye Akşener'i engelledi.

Bu sırada asker koalisyonu bozmak, Refah-yol hükümetini alaşağı etmek için DYP'li milletvekillerine partiden ayrılmaları için telkinlerde, ricalarda(!) bulunuyordu. Bunun üzerine o dönem DYP'den toplam 40 milletvekili istifa etti.

Batı çalışma grubunun darbe yapma hazırlığı içinde bulunduğu ve fişlemeler yaptığı ortaya çıktı. Bu yönde planların yapıldığını MGK'da Meral Akşener dile getirdi. Güven Erkaya Meral Akşener'e "Siz Deniz Kuvvetlerini mi dinliyorsunuz?" dedi. Meral Akşener o dönem çok büyük baskılara maruz kaldığını ve ailesine de yönelik tehditler aldığını söylüyor. Ayrıca gazetelerde Meral Akşener'le ilgili haberler yaptırılıyor, onun vatana ihanet suçundan yargılanacağı söyleniyordu. 

* * * * * * * * * * * * *

Tansu Çiller GK başkanı ve kuvvet komutanlarını emekliye ayırmak için kararname hazırlayacaktı. Fakat Erbakan "Kararnamenin cumhurbaşkanı tarafından onaylanması gerekir. Süleyman Demirel bu kararnameyi onaylamaz. İşte o zaman bu asker kesin darbe yapar" diyerek Çilleri vazgeçirdi. 

Ayrıca kararname hazırlanma aşamasındayken askerin bu kararnameden bir şekilde haberi oldu. TSK DYP'li milletvekilleri aracılığıyla Tansu Çiller'e haber gönderdi "Türk ordusu yunan ordusuna benzemez(10) bu hareketi yapmadan önce iki kez düşünsün"


* * * * * * * * * * * * *

Haziran 1997'de Erbakan, Tansu Çiller ile basın toplantısı düzenleyerek hükümeti istifa etti. İstifa ederken hükümet kurma yetkisinin Tansu Çiller'e verilmesi gerektiğini vurguladılar. Çünkü seçimlerden birinci çıkan parti Refah ikinci ise DYP idi.

Fakat cumhurbaşkanı öyle yapmadı yetkiyi Mesut Yılmaz'a verdi.

Mesut Yılmaz Hüsamettin Cindoruk'un DTP'si ve Bülent Ecevit'in DSP'si ile 55. hükümeti kurdu.(11)


* * * * * * * * * * * * *

Asker durmuyordu, Refah partisi hükümetten alaşağı edilmişti ancak MGK kararları henüz uygulanmamış. Refah kadroları ve mürteci kadrolar tamamen yok edilmemişti.(!) MGK kararlarının uygulanması için mevcut hükümete de baskılar kurmaya, yönlendirmeye devam etti.

Asker EMASYA'yı kurdu.(12) Bu sayede her ilde askeri birliklerin asayiş olaylarına müdahil olması sağlandı. Yani asker içişleri bakanlığının yetkilerini üzerine alıyordu. 

Bu dönemde asker eliyle 6 Refah partisi belediye başkanı görevden alındı. Rektörler görevden alındı. Bütün bunlarla birlikte asker kendi içinde de kendi gibi düşünmeyen askerleri hukuksuz yollarla işten attı, tasfiye etti.

Tüm üniversitelerde, kamu kurumlarında mürteci avı başlatıldı, azıcık islami hassasiyeti olan birçok üniversite hocası, bürokrat, çalışan İrticacı oldukları iddiasıyla tasviye edildi.

 * * * * * * * * * * * * *

1998

Yargıtay cumhuriyet başsavcısı Vural Savaş'ın(13) 21 mayis 1997'de Anayasa Mahkemesi'ne Refah Partisinin kapatılması için dava açmıştı.

16 ocak 1998'de kapatma davası sonuçlandı. Refah partisi kapatıldı. Necmettin Erbakan, Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan ve İbrahim Halil Çelik'e 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirildi.

Kararların ardından siyaset yasağı getirilen Erbakan tüm ülkedeki Refah partililere sükünet çağrısında bulundu. 

* * * * * * * * * * * * *

İBB başkanı Recep Tayyip Erdoğan Siirt'te okuduğu şiir yüzünden 10 ay hapse mahkum edildi. Ceza infaz yasası gereği 4 ay hapiste yattı. Hapis kararı açıklandıktan sonra çeşitli medya organları Tayyip Erdoğan'ın bir daha siyaset yapamayacağını hatta "Muhtar bile olamayacağını"(14) yazdılar. 

Tayyip Erdoğan "Kararın benim için hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Bizim için önemli olan milletin gönlünde yer edebilmektir" dedi.

* * * * * * * * * * * * *

33 er olayında saldırıyı düzenleyen ekibin başındaki isim Şemdin Sakık idi. Şemdin Sakık daha sonraları örgüt içindeki anlaşmazlıklar sebebiyle örgütten kaçtı ve peşmergelere sığındı. Türkiye peşmergeye baskı yaparak onun iadesini istedi.

13 nisan 1998'de Şemdin Sakık Barzani tarafından Türkiye'ye teslim edildi. Orgeneral Çevik Bir bir andıç yayınlayarak Şemdin Sakık'ın soruşturma metinlerine eklemeler yapılmasını istedi. 

Şemdin Sakıkın ifadelerine; yıpratılmak, terörist gösterilmek istenen bazı isimler, gazeteler, iş çevreleri eklendi. Şemdin Sakık itiraf etmiş gibi gösterilerek bu isimlerin Pkk'ya yardım ettikleri, Pkk'lı oldukları imajı yaratıldı. 

Bu sahte soruşturma metinleri Hürriyet ve Sabah gazetelerine servis edildi ve bu gazeteler 2 gün boyunca bu sahte soruşturma metinlerini yayınladılar. Bu sahte metine adları konan isimleri toplumda itibarsızlaştırma kampanyasına giriştiler. TSK psikolojik harp taktikleri ile adeta kendi ülkesi içindeki belli kesimlere savaş ilan etmişti.

Örneğin Oktay Ekşi köşesinde Alçakları Tanıyalım diye yazı yazdı.(15) Pkk ile gericilerin ilişkisini irdeledi(!).

Daha sonra 2000 yılında ekim ayında Nazlı ılıcak bu andıç'ı ortaya çıkardı, soruşturma metininin sahte olduğunu ortaya çıkardı. On gün sonra GK başkanlığı bu andıç'ın varlığını kabul etti.

<<<<<
Belgesel bu kadarla bitmiyor. Tuttuğum notlar da. Fakat yazı çok uzun oldu ve ben de yoruldum :( 

Belgesel 1999 yılındaki önemli gelişmeler (Abdullah öcalanın yakalanması, 18 nisan 1999 genel seçimleri, Meclise başörtüsü ile giren ve yemin ettirilmeyen sonrasında vatandaşlıktan çıkarılan ve milletvekilliği kaldırılan Merve kavakçının yaşadıkları, Fazilet partisine açılan kapatma davası ve 17 ağustos 1999 depremi) ve bunların siyasete etkileri ile sonlanıyor.  

Son sözüm; Belgesel hakikaten muazzam. Merhum Mehmet Ali Birand'ın ruhuna El-Fatiha...


1-http://www.youtube.com/watch?v=-Da43LO7dbA
2-http://www.turkcebilgi.org/ekonomi/turkiye-ekonomisi/5-nisan-kararlari-3491.html
3-http://home.arcor.de/necmeddin_erbakan/kitaplar/sorucevap.html#000000931400cbb55
4-http://tr.wikipedia.org/wiki/1994_T%C3%BCrkiye_yerel_se%C3%A7imleri
5-http://tr.wikipedia.org/wiki/Gazi_Mahallesi_olaylar%C4%B1
6-http://tr.wikipedia.org/wiki/1995_T%C3%BCrkiye_genel_se%C3%A7imleri
7-http://www.youtube.com/watch?v=jvjACYolclU
8-http://tr.wikisource.org/wiki/28_%C5%9Eubat_Kararlar%C4%B1
9-http://www.youtube.com/watch?v=VxtIuwNHa_A
10-Tansu Çiller başbakan iken Kardak kayalıkları sebebiyle Yunanistan-Türkiye ilişkileri gerilmiş bu krizin ardından Yunan Genel Kurmay Başkanı istifa etmek zorunda kalmıştı.
11-http://tr.wikipedia.org/wiki/55._T%C3%BCrkiye_Cumhuriyeti_H%C3%BCk%C3%BBmeti
12-http://www.tbmm.gov.tr/arastirma_komisyonlari/darbe_muhtira/docs/ek1.pdf
13- Vural Savaş daha sonra Fazilet partisine kapatma davası da açan isimdir. 
14-http://dosyalar.hurriyet.com.tr/hur/turk/98/09/24/gundem/12gun.htm
15-http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=-15759&yazarid=1

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder